İTÜ24 Yeni Dönemi ve Gezi Parkına Değiniş

İTÜ24′te Yeni Dönem

Uzun zamandır köşe yazısı yazmadığımın sonunda farkına vardım ve yeni köşe yazımla sizlerleyim. İTÜ24 ekibine köşe yazılarımla katılarak, önceki zamanlarda yazdığım önemli köşe yazılarım sayesinde gerekli kişilere sesimi duyurabilmiş ve etkili olmuştum. Genel Yayın Yönetmeni ve Kurucusu Gökçe Sezgin sayesinde, köşe yazarı olarak girdiğim İTÜ24 ekibinde habercilik hayatıma başlamış oldum. İTÜ24 ekibinde köşe yazarlığına devam ederken, aynı zamanda da bir haber editörü olarak bugünlere kadar görevimi benimseyerek yapmaya çalıştım. Bu görev bana çok şey kattı ve lise yıllarımda hayalimdeki mesleklerden biri olan habercilik mesleğini, İTÜ gibi Türkiye’nin en iyi üniversitesinde yapmak beni oldukça memnun etti. Gün geçtikçe bu görevi daha çok severek İTÜ24′e güzel şeyler katmaya başladık. Gökçe sayesinde bu görevi zaman zaman düşerek, zaman zaman onun uyarılarıyla kalkarak güzel noktaya getirdiğimizi umuyorum. İTÜ24 ekibine son 1 yılda dahil olmama rağmen, gün geçtikçe Gökçe bana daha da güvenerek İTÜ24′te önemli yetkiler ve görevler verdi. Bir görev adamı olduğumu düşünerek görevlerime oldukça titizlikle yaklaştım, İTÜ24′ü daha da ileriye götürmeye çalıştım. 2012-2013 döneminin ortalarına doğru, ekipçe karar alarak her hafta toplantılar yapmaya başladık. Bu toplantılar ekibin iyice güçlenmesini sağladı. Her toplantı İTÜ24 için bir çok yararlı şeyler yapmamıza imkan sağladı. Bu sürede Sistem Yöneticisi Onur kardeşimin katkılarıyla da İTÜ24 ara yüzünde ve arka yüzünde oldukça önemli şeyler yaparak sistemimizin kararlılığını artırdık. Toplantılar süresince konuştuğumuz tek sorun ise İTÜ’deki her haberi ve her etkinliği paylaşamamamızdı. Gökçe’nin fikri üzerine her fakülteye bir temsilci atayıp bu işleri daha düzenli hale getirebileceğimizi düşündük. Ardından ekibimizi genişleterek fakülte temsilcileri için duyurular yaptık ve sonucunda her hafta birlikte toplanıp, konuşup, sohbet ettiğimiz çok değerli fakülte temsilcisi arkadaşlar edindik.

Ekibimiz büyüdükçe, İTÜ24 istatistikleri de bize ‘siz artık büyüdünüz’ demeye başladı. Gökçe ise bu sıralarda Genel Yayın Yönetmenliği’nin son dönemi olması nedeniyle, işleyişin nasıl gittiğini görmem ve büyük bir sorumluluk almam için bana yol gösterdi. Zor bir görev olacağı kesindi ancak, bu görevi en iyi şekilde yapabilmek için her şeyi yapmaya hazırdım. Gökçe her fırsatta toplantıyı benim yönetip, artık kendimi yavaş yavaş Genel Yayın Yönetmenliği’ne hazırlamamı sağladı. İTÜ24 için çok önemli ve kurulduğundan beridir çok iyi istatistikler aldığımız bir dönemin ardından son toplantımızı şenlikler sırasında yaparak kapanışı yapmış bulunduk. Gökçe’ye, bu önemli görevi bana verdiği için ve kısa zamanda benim bu görevi iyi bir şekilde üstleneceğimi hissettirdiği için çok teşekkür ediyorum. Genel Yayın Yönetmenliği görevimde kendisinden her fırsatta fikir ve yardım alacağım ve bu görevde en az onun kadar iyi şeyler yapabileceğim garantisini vermekten çekinmiyorum  . Bu süreçte her zaman bana yardımcı olan Onur’a da bir o kadar teşekkür ediyor ve yeni dönemde değerli Sistem Yöneticimizle birlikte İTÜ24′ü en güzel şekilde yöneteceğimizi umuyorum.

 

Gezi Parkına Değiniş

Gezi Parkı, İstanbul’da yaşayan bir çok öğrenci gibi benim için de, Taksim gibi beton yığını olan bir merkezin en sakin ve huzurlu yerlerinden birisi olmuştur. Gezi Parkı Taksim’in kalabalığından, gürültüsünden azıcık uzakta, sakin ve birçok insanı mutlu eden bir yerdir. Ancak geçtiğimiz günlerde yaşananlar, bu sakinliğin yerini maalesef şiddet ve saldırılara bırakmasına neden oldu. Olayları ilk günden beri takip etmekteyim fakat bu derece önemli noktalara geleceğini tahmin edemezdim. Gezi Parkı’na desteğim, oradaki masum eylemcilerin oturma eylemi yapmaları sırasında ‘vahşice’ saldırılara maruz bırakılmasıyla başladı. Çevremdeki bazı insanlar bana karşı çıktı ve polisin tutumunun doğru olduğu zırvalarıyla kafamı şişirdi. Olaylar, gün geçtikçe büyümeye ve haklı direnişi sağlamaya başladı.

Bu süreçte biz, İTÜ24 ekibi olarak aldığımız bir karar üzerine sitemizi kapattık. Ancak bu kararımız, kesinlikle değerli okuyucularımızı provoke etme amaçlı değildi. Tek bir düşüncemiz vardı, o da: ‘Gezi Parkı, Gezi Parkı olarak kalmalı’ydı. Bu düşünceyle, ekibimizden bazı arkadaşlar Gezi Parkı’na destek için olayların bulunduğu bölgelere giderek bizlere bilgi aktardılar. Ben bu süreçte İstanbul’da olmamama rağmen en doğru bilgilerin paylaşılması için çaba sarf ettim ve umuyorum ki öyle de oldu. Kimi zaman, provoke edebilecek şeyler yazıp yazmadığımız konusunda endişe ederken farkına vardım ki İTÜ’lülere destek olmak için elimizden geleni yapmışız. Twitter ve Facebook vasıtasıyla, doğruluğundan oldukça emin olduğumuz bilgileri yayınlayarak, zaman zaman da hatalar yaparak bu önemli sürece katkıda bulunduk ve halen daha bulunmaktayız.

Gezi Parkı’na destek amacıyla başlayan eylemlerin, bir anda çok farklı yerlere gelmesinin oldukça talihsiz bir durum olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Çok büyük destek ve umutlarla takip ettiğim Gezi Parkı eylemlerinin, biri veya birileri tarafından, hükümeti devirme gibi olasılıksız amaçlara büründürülmesi beni çok üzdü. Bu eylem başlarken, arkasında hiç bir siyasi güç yokken, birden işin içine BDP ve CHP’nin girmesi, çok farklı yönlere çekilmesine neden oldu. Herhangi bir siyasi görüşü olmayan bir vatandaş olarak, bu siyasi oluşumların hazır eyleme katılmaları benim zihnimde oldukça büyük bir karmaşaya sebep oldu. Bunlar yetmezmiş gibi, üstüne bir de iktidar partisinin bu siyasi olayları kendi tarafına çekerek çıkar sağlamaya çalışması da oldukça manidar oldu. Oysa ki bu bir çevre eylemiydi, çevrecilik hareketiydi, siyasi rant sağlanabilecek bir eylem değildi! İktidar partisi kendisine oy vermeyenlerin orada olduğu gibi saçma ve gereksiz bir düşünceyle ortamı gererek Gezi Parkı eylemlerine yeni bir boyut getirdi; bu boyuta karşı muhalefetin sergilediği tutum ise olayların kreması oldu. Üzüntüyle izlediğimiz eylemler korkutucu noktaya geldi. Evet marjinal diye adlandırılan saygısız birtakım gruplar vardı ve bu gruplar, AKM ‘nin üzerine bölücülerin bayraklarını ve yazılarını asarak Gezi Parkı eylemlerine verdiğim desteği kişisel olarak geri çekmeme neden oldular. Bu andan itibaren o bina üzerinde görmek istediğim ‘akrabam olan değerli insan’ değil, o değerli insanın var olmasını sağlayan Yüce Önderimiz Atatürk’tü; bir sabah uyandığımda haberlerde bu tabloyu görmüş ve “helal olsun o bayrağı, o fotoğrafı asan insana” demiştim.

TV’den izlediklerim gün geçtikçe beni soğutmaya başlamıştı. Lakin bu köşe yazısını yazmadan önce de olanlar oldu. Gezi Parkı eylemi; siyasi rant, bölücü örgütler ve dış ülke pislikleriyle birleşerek lanet bir aşamaya geldi. Şimdi soruyorum hani çevreciydik, hani gezi parkını koruyorduk? Artık bu saatten sonra tek temennimiz şu olmalı; ‘bu olaylar bir an önce bitmeli ve Gezi Parkı, Gezi Parkı olarak kalmalı’. Umuyorum ki önümüzdeki günlerde bu temennimiz birileri tarafından mantıklı görülerek olaylara son verilir. Son olarak, bizler siyasi fikre değil, tek bir düşünceye sahip olmalıyız; Gezi Parkı, Gezi Parkı olarak kalmalı.

Yeni Projem “Erzurum Haber Portalı”

Köşe yazımın son kısmında ise sizlere henüz başlangıç aşamasında olan projemden bilgiler vereceğim. Kısa bir süre öncesinde almış olduğum yazılım eğitiminin bitmesi ardından aklımda olan projeleri yavaş yavaş gerçekleştirmeyi düşünüyordum. Araştırmalarım sonucunda memleketimdeki haberleri Apple mobil cihazlarından takip edebilmek için herhangi uygulama olmadığını gördüm. Bunun üzerine ‘Erzurum Haber Portalı’ adı altında bir uygulama projesi oluşturarak başladım. Uygulama içerisinde Erzurum’un önemli haber kaynaklarından alacağım bilgiler doğrultusunda haber uygulaması yapacağım. Umarım yapacağım ilk uygulama olacak olan ‘Erzurum Haber Portalı’ oldukça beğenilir.

Köşe yazımızı yazma sürecinde bana fikirlerini veren Gökçe ve Onur’a değerli fikirleri için teşekkür ediyorum. Ayrıca köşe yazımı inceleyip yapmış olduğum hataların düzenlemelerini yapan, ekibimize yeni katılan değerli arkadaşımız Elif Süren’e de özel teşekkürlerimi sunuyorum. Ekibimizdeki herkese de birer köşe yazısı yazmaları için çağrıda bulunuyorum.

İbrahim GEZMİŞ